Nar Ağacı - Nazan Bekiroğlu





Nazan Bekiroğlu’ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-İstanbul hattında geçen muhteşem bir roman. Balkan Savaşı yıllarında başlayıp I. Dünya Savaşı’na uzanan bir öykü… Trabzon’da ve Tebriz’de doğup birbirlerine doğru yol alan iki hayat; önce delice akan sonra durgunlaşan iki ırmak… Aslında çok ırmak… Tebriz’in en büyük, en asil halı tüccarının deli fişek oğlu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra…
İki büyük savaşın savurup yeniden şekillendirdiği hayatlar, muhaceret, tehcir, mücadele, kader… Farklı inançların aktığı ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroğlu’nun mürekkebi aşk olan kaleminde buluştu. “Nar Ağacı” bir Doğu masalı kadar zengin, hayal kadar güzel, hayat kadar gerçek bir hikâye… İncelikle işlenmiş karakterleri, zengin detayları ve dönemi anlatmadaki maharetiyle yıllarca unutulmayacak bir kitap…





YORUMUM

Herkese merhabaaaa.
Yok, yok yazının sonunu bekleyemiycem bu sefer çünkü biliyorum ki bu yazıyı sonuna kadar okumayanlar olacak ben de o yüzden bu sefer bir değişiklik yapıyorum ve aslında sonda söylemem gerekeni başta söylüyorum. Nar Ağacı kitabını kesinlikle ve KESİNLİKLE okumalısınız. Tamam şimdi içim rahatladı, yorumuma geçebilirim.

Ben aslında... evet bu cümleyi yorumlarımda çok sık kullanıyorum çünkü ben kocaman önyargıları olan bir kitap kurduyum. Çünkü hemen hemen her kitaba sevmeyeceğim hissiyle yaklaşırım, niyee bilmiyorum inanın.
"İnsan içinden yenilenmeyince, dışından eskir."
Nar Ağacında da böyle oldu tabii. Daha önce ki bir kaç yazımda kitabı aldığımdan ve alma serüvenimden bahsetmiştim herhalde ama bunu belirttim mi bilmiyorum, ben, arkadaşım "Nazan Bekiroğlu'nun imza günü varmış gidelim mi?" dediğinde İç sesim: "Nazan Bekiroğlu da kim yaa" Dış sesim "Ben hiç okumadım kitaplarını ama oluur" şeklinde oldu. Tabii arkadaşım okumuş ve çok seviyor kendisini. Dedim neyse kitap kitaptır sonuçta sevmesem bile imzalı kitabım olsun, hem de bizim okulun profesörü falan filan. Neyse gittik o gün aldık kitapları yazarımızda geldi, bir kalabalık bir kalabalık ben diyorum nereden tanıyor bu kadar insan ya sanıyorum ki herkes benim mantıkla geldi. Bir de şimdi diyorum ki "Ya o değil de ben kadının kitabını bile okumadım ne diycem ki yanına gidince?" Kızlar "Fotoğrafta çektirelim" diyorlar ben diyorum "Yok ya ben çekilmem ama çekerim sizi" Neyse işte aldık döndük falan ben o ay kitabı bile okumayı planlamıyorum tabii, sonra elimdeki kitap bitti ben elime bir kitap aldım ama o gün de internette Nar Ağacı'nı araştırmıştım biraz, baktım herkes yere göğe sığdıramamış, sayfalarca alıntılar falan işte o zaman ilgimi çekti bıraktım elimdeki kitabı arkadaşıma da mesaj attım "Nar Ağacı'na başlıyorum" diye o da şaşırdı hatta.
"Bir acıya tahammül edebilmek ancak ondan daha büyük bir acıyla yüz yüze gelmekle mümkün olabilirmiş."
Tabii şimdi siz sanıyorsunuz ki ben öldüm, bittim oturdum 1-2 gece de bitirdim kitabı. Maalesef öyle olamadı. Kitabı çok beğendiğim için bilinçaltım "hayır yavaş yavaş oku, tadını çıkar" dediğinden midir nedir yaklaşık 20 günü buldu bitirmem (ya da yine ben kalp reading slump)
"Çünkü aklın yolu bir, kalbin zulme isyanı aynıdır."
Öncelikle kitabımızın konusu ne? Aslında geçen gün kitabı okumuş olan bir hocam sınıfa anlatmam için aynı soruyu bana sordu ancak kitap zaten biraz konu olarak karışık bir de soru bir anda gelince doğru düzgün bir şey diyemedim tabii, içimde kaldı. Tek dediğim "ya aslında biraz karışık yani karakter geçmişe gidip geliyor falan" oldu :/ Böyle deyince de fantastikmiş gibi duruyor, tabii doğaüstü olan bir şeyler var ancak kesinlikle fantastik değil. Aşkta kitabın temelinde var ancak ben bu kitaba aşk hikayesi diyerek basitleştirmek istemiyorum niyeyse. 
"Senin geldiğin yöne ben, benim geldiğim yöne sen diyorum içimden. Hiçbirimizin kökleri kendi toprağında değil."
Tamam, tamam yoruma geçiyorum artık. Trabzon'dan Tiflis'e, Tebriz'den Batum'a uzanan farklı toprakları ve milletleri kapsayan bir hikaye bu. Baş karakterimiz Trabzon'da yaşayan kadın bir profesör ve çok uzun yıllar önce vatanını terk edip Trabzon'a yerleşmiş ve Tebriz'e, ailesine gönderdiği mektupların hiç birine cevap gelmemiş olan dedesi Setterhan'ın hikayesini merak ediyor ve düşüyor yollara. Siz bu anlarda araştırmamışsanız eğer sadece hüzünlü bir hikaye bekliyorsunuz ancak karakterimiz geçmişe ait bir fotoğrafa baktığı anda hoop fotoğrafın içine giriyor ve hayalet formunda bir gözlemci olarak tanık oluyor Tebriz'li halı taciri dedesi ve Trabzon'lu babaannesi Zehra'nın yaşadıklarına.
"Yo, iyilik gibi kötülüğün de dili, dini, ırkı, milleti, milliyeti yoktur."
Başından sonuna kadar merakla, -baş karakterimizin deyişiyle- bu iki ırmak ne zaman birleşecek diye bekliyorsunuz ancak boşuna beklemeyin çünkü kitabın son sayfalarına kadar buluşamayacaklar. Öncesinde çok büyük üzüntüler yaşayıp, çok büyük acılar çekecekler ve birbirlerine liman olacaklar sonunda.
"Sen öyle çağırmasan, ben böyle gelmezdim."
Sadece hikaye yönüyle de değil her yönden muhteşem ve farklı bir kitaptı Nar Ağacı... Hem tarihi yönden doyuruyor sizi hem de edebi bir dili var ancak bu öyle sizi korkutmasın çünkü kitap olay ağırlıklı ilerlediği için sayfalar akıp gidiyor elinizden, tabii bu yolculuk sırasında altını çizeceğiniz bir çok cümle olacak, nerede okursanız okuyun kaleminizi yanınızdan eksik etmeyin derim ben :)

PUANIM




Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

10 yorum:

  1. Bu kitapı okumuştum ve çok beğenmiştim:) Orhan Pamuk'un kırmızı saçlı kadın kitabını da okumanızı öneririm..

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kırmızı Saçlı Kadın'ı okumaya bir ara ben de niyetlenmiştim ancak hakkında oldukça olumsuz eleştiriler görünce vazgeçtim. Ama tekrar göz atacağım öneriniz için teşekkürler :)

      Sil
  2. Bu kitabı bende beğenmiştim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benimle aynı fikirde olan insanları görmek mutlu ediyor beni :)

      Sil
  3. Nazan Bekiroğlu benim de üniversiteden hocam ama ben de onu okuldan önce tanımıyordum maalesef. Tabii şimdi birçok kitabını okudum ve çok sevdiğim bir yazar. Hatta şu an Mücella kitabını okuyorum. hüzünlü ama çok güzel bir kitap. Onu da okumanı tavsiye ederim. Nar ağacı kitaplığımda var ama henüz okumadım. bu yorumdan sonra onu okumayı öne çekeyim ben :-) Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mücella kitabını 2 arkadaşım da "Aslında güzel ama biraz sıkıcı" şeklinde yorumladığı için açıkçası hemen bir ön yargı oluştu ben de :) Ama Nar Ağacı'nı yazabilen bir yazarın kalemine de güvenmek gerek tabii :) Ve gerçekten bu derece tutkuyla önerdiğim kitaplar çok nadirdir herhalde ama lütfen ihmal etmeyin, mutlaka okuyun. Ayrıca yorumunuzu da şimdiden merakla bekliyorum^^

      Sil
  4. Merhaba okumak istediğim bir kitapti yorumunizla daha bir hevesli hale geldim teşekkür ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumum sayesinde daha bir ilginizi çektiyse ne mutlu bana, ben teşekkür ederiim :)

      Sil
  5. Mükemmel bir kitap :) Gerçi benim için her kitap için mükemmel demem normal ama bir seyahati hem içsel hem de yeryüzünde adım adım ve o tarihin içinde dolu dolu yaşatan satırlar. Okudukça içine çeken bir kitap ve gerçekten güzel bir yorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyoruum. Ve kesinlikle katılıyorum söylediklerinize :)

      Sil