Nalini Singh - Meleklerin Kanı



yorumYazar - Nalini Singh
Orjinal Adı - Angels Blood
Yayınevi - Artemis Yayınları
Çevirmen - Uğur Mehter
Sayfa Sayısı - 476

New York Times çoksatarı yazar Nalini Singh, meleklerin vampirlere hükmettiği, kana susamış yaratıklarla dolu ama bir o kadar da baş döndürücü bir dünyanın kapılarını aralıyor... Ölmeden önce göreceğİnİz son şey, onun gözlerİ olacak...

Vampir avcısı Elena Deveraux, işinde en iyisi olduğunu biliyordu. Ancak yeni görevi için doğru kişi olup olmadığından emin değildi. Üstelik öldürücü bir güzelliğe sahip ve hiçbir ölümlünün kızdırmak istemeyeceği Başmelek Raphael tarafından görevlendirilmişti. Elena'nın başarısızlık gibi bir seçeneği yoktu. Görevi imkansız olsa bile. Bu kez peşine düştüğü kişi, yoldan çıkmış bir vampir değil, yoldan çıkmış bir başmelekti. Elena, kendini daha önce benzeri görülmemiş bir cinayetler zincirinin tam ortasında bulacak ve tutkunun tehlikeli uçurumlarına doğru çekilecekti. Bu av onun sonunu getirmese bile, Raphael'in baştan çıkarıcı dokunuşlarına kendini teslim etmesi, Elena'nın hayatının en büyük hatası olabilirdi. Çünkü başmelekler, ölümlü oyuncaklarıyla oynarken onları fark etmeden kırabilirdi.

                                                                           YORUMUM

   Herkese merhabalaaar. Yepyeni bir kitap yorumuyla karşınızdayım. Sonunda! Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitabın kapağını az önce kapattım ve etkisinden henüz çıkmamışken, bir an önce sizinle paylaşabilmek için hemen bilgisayarıma sarıldım.


   Meleklerin Kanı, Nalini Singh'le tanışma kitabım oldu. İyi ki olmuş. Yazarımızın Lonca Avcısı serisi dışında başka kitapları var mı bilmiyorum, bir araştırma yapmadım ama umarım vardır. Aslında normalde Meleklerin Kanı da benim alıp okuyabileceğim bir kitap değildi, çünküüü kitaplar konusunda biraz ön yargılı olduğumu söyleyebilirim. Genelde alacağım kitapları ismine, kapağına, boyutuna vs. bakarak seçiyorum maalesef. Gerçi son zamanlarda bu ön yargımdan biraz kurtulmuş olabilirim, çünkü bu kitabı takip ettiğim bazı bloggerların çok beğenmiş olması dikkatimi çekmişti, daha sonrasında D&R indiriminde 5 TL olarak görünce hemen ekledim sepetime. Yalnız kitap kapağıyla ilgili küçük bir şikayetim var, her ne kadar kapaktaki resim tamamen karakterimize uyuyor olsa da ben kitap kapaklarında bu şekilde insan resimlerinden pek hoşlanmıyorum, hayal gücümü sınırlıyormuş gibi hissediyorum. Belki aklımızda bambaşka bir şekilde canlandırabilecekken o karakteri "hayır. Öyle değil, karakter bu!" diyorlarmış gibi geliyor bana. Her neyse. Bu arada seriden bahsetmişken şunu da söyleyeyim ki 2. kitap "Archangel's Kiss" Yabancı Yayınları çevirisiyle bizlerle olacakmış. Ben sevindim açıkçası, umarım hayal kırıklığına uğratmazlar.


rapunzelin kulesinden
Keşke bizde de bu kapakla yayınlanmış
olsaydı!
Edit: Yayınlandı. Oleyy!
   Biraz da kitabın konusundan bahsedelim. Kitapta çoğunlukla tanıdığımız türler karşılıyor yine bizi; vampirler, melekler, vampir avcıları... Bir çoğunuz belki artık bunlar sıktı diyor olabilirsiniz ama hayır, ön yargılı olmayın :) Çünkü yazarımız her ne kadar vampirler ve meleklerle ilgili dişe dokunur bir numara çekmemiş de olsa vampir ve melekliğin arası diyebileceğim Kan Melekleri'ni yaratmış.  Ayrıca kitabın bir kaç değişik yönü daha var ki bu kitaptaki melekler ve vampirler insanlardan saklanmak zorunda değil. Gayet rahat bir şekilde kocaman kanatlarıyla gökyüzünde rahatça uçabiliyorlar ve bana göre en önemli farklılık yazarımızın yaratmış olduğu dünya bir çeşit hiyerarşiyle yönetiliyor. Dünya baş melekler tarafından bölünmüş durumda ve her baş melek kendi bölgesinin kralı gibi bir şey. Ve bunlarda bizi tatmin edecek derecede bana göre. Yalnız kitabın hemen hemen yarısına kadar pek böyle vurdulu kırdılı olaylar yok, yazarımız Elena ve başmelek Raphael arasında ki çatışmaya biraz fazlaca yer vermiş olsa da sonuna doğru bu açığı kapatmayı başarıyor. Sonunda da şaşırtıcı bir sürpriz saklı bizim için.

   Bir de baş karakterimiz Elena D
everaux'u tanıyalım biraz: Ellie Loncaya bağlı bir vampir avcısı. Tabii ki sıradan bir vampir avcısı değil çünkü doğuştan gelen bir yeteneği var; Vampirlerin kokusunu alabiliyor! Bu da onu diğerlerinden çok daha farklı kılıyor doğal olarak. Ancak doğuştan sahip olduğu yetenekleri sayesinde ailesi tarafından dışlanmış biri. Yine de her şeye rağmen çok güçlü bir karakter. Yalnız yazarın bizimle paylaşmadığı, geçmişiyle alakalı sırları var. Buna biraz sinir olmuş olabilirim. kitabın bir artısı daha var ki hikayeyi ara ara bir diğer baş karakterimiz olan seksi başmeleğimiz Raphael'den dinliyoruz. Keşke bu bölümler biraz daha fazla olsaymış ama olsun, darısı diğer kitapların başına :)

Sonuç olarak Meleklerin Kanı okunabilitesi gayet yüksek bir kitap. Fantastik ögeler ilginizi çekiyorsa bir şans verin derim ben. 

                                                              PUANIM

ALINTILAR

"Düşersem beni tutmazlar mı?" diye sordu ona bakmadan.
"Ancak canları isterse." 

"Bana gül göndermiş."
Hattın diğer ucundan, hayal kırıklığını belirten bir hırlama geldi. "Hayatım, nadiren randevuya gittiğini biliyorum ama o şeyleri sokak köşelerinde beş papele satıyorlar."
"Kristalden yapılmış." Elena konuşurken, kristal gülün ışıltılarından gözünü alamıyordu. "Ay, olamaz."
"Ne olamaz?"
Elena ağzı açık bir halde en yakın çekmeceye uzanıp fazla hafif olduğu için nadiren kullandı-ğı ince keskiyi aldı ve gülün sapındaki bir bölgeyi hafifçe kazımaya çalıştı. Bıçak işlemiyordu. Sonra bıçağı tersine sürttü ama bu kez gül "Çizilmelere dayanıklı bıçağı çizdi. "Ay olamaz."
"Ellie, neler olup bittiğini hemen anlatmazsan yemin ederim seni eşek sudan gelene kadar döverim. Ne oluyor? Kan emen mutant bir gülmüymüş.?
Elena kahkahasını tutup elindeki tarif edilmez güzellikteki şeye baktı. "Kristal değilmiş."
"Kübik zirkon mu? diye sordu Sara kuru kuru. "Ay, dur bir dakika, yoksa plastik mi?"
"Elmas."
Ölüm sessizliği."

"Onu öldürmelisin." Lijuan'ın göz bebekleri oburca büyürken gözlerini siyah alevler doldurdu. Yüzü, alev almış bir kurukafa gibi görünüyordu. "Onu öldürmezsen, duvarlarının ne zaman çökeceğini asla kestiremezsin."Peki onu öldürmezsem ne olur?"
"O seni öldürür. Seni bir ölümlüye dönüştürür."

Elena, Raphael'in sözlerinde geleceğini görebiliyordu. "Benim anılarımı almazsın," diye hatırlattı ona. "O aşamaya geldiğimizde bana istediğini yapabilirsin ama anılarımı almaya kalkma."
"Ölmeyi mi tercih edersin?"
"Evet."
"Öyle olsun"

rapunzelin kulesinden, yorum

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum:

Yorum Gönder